Yıllardır oynanmakta olan tüm bale ve opera eserlerinde kullanılan aksesuarların eksiksiz listesini koruyarak, gösterimdeki temsilde kullanılacak malzemelerin, yüzükten, silaha, masaya kadar, sahneye ve hangi dansçıların ne zaman kullanacağına göre kulislere yerleştirilip temsil bitince toplanıp depolanması onların sorumluluğunda. En renkli çekmece de onlarda. Kendileri daha iyi anlatır.

Zeynel Ünver (Aksesuar Şefi) – Dekoratör kullanılacak aksesuar listesini bize ve ilgili atölyelere verir. İstenen objelerin elimizde olanı varsa, örneğin bir kalem, rejisöre gösterilir, onaylarsa oyunda kullanılır. Bunun dışındakileri dekoratör çizer, atölyelere verir. Bu malzemelerin imalatı onlara, sahneye yerleştirilmesi bize aittir. Bilirsiniz Tosca’ da ve birçok oyunda bıçakla öldürme sahnesi vardır ve oyunun en can alıcı noktasıdır. Eğer solist bıçağı yerinde bulamazsa felaket olur. Böyle bir hata olmaması için biz provalara sık sık giderek notlarımızı alır, sahnelenmeden önce oyunun tümünü biliriz. Sanatçıların kullanacağı ufak tefek aksesuarları stüdyo provalarına götürürüz. Bu provalara bizden başka gitmesi gereken sahne üstü birimi yoktur.

N- En küçük ve en büyük aksesuarlar nelerdir?

Z –   Ali Baba’ da kullanılan tavla zarı ve Aida’ daki 3 buçuk metrelik heykeller. Hangi dekor parçalarının aksesuar olacağını dekoratör belirler. Bir kuyu, kanepe, masa da aksesuardır. Bir kamyon dolusu aksesuarı olan eser de oluyor, bir bavula sığacak kadar olanı da. Eğer oyun bir odada geçiyorsa, evin dış duvarları hariç içerdeki her şey; koltuklar, kanepe, sehpa, sandalyeler, masa, kitaplık, duvardaki tablo, perde, lamba vs. dekor değil, aksesuardır.

Yedi kişilik bir ekibiz. Aksesuarı çok olan bir temsilde beş-altı arkadaş çalışırız, az olduğunda iki kişi yeterli olur. Çalışma saatlerimiz sabah 8.30 dan gece temsil bitimine kadar devam eder. Verimli olabilmek için dönüşümlü olarak çalışırız.

Aksesuarların korunması, hasar gördüğünde tamiri, temsilde sanatçılara verilmesi, bittiğinde toplanıp kaldırılması bize aittir. Temsilde sanatçıların kullanacağı aksesuarları, sahneye çıkacakları yere en yakın kuliste hazır bulundururuz. Bazı solistlere elden veririz. Ama bazen, mesela 50 kişilik koronun kullanacağı fenerleri kulisteki masaya dizeriz, kendileri alırlar. Balede de aynı şekilde oluyor. (Sanatçılar da kullanacağı aksesuarın nerede durduğuna bir göz atmadan sahneye çıkmaz.) Repertuardaki eserlerin aksesuarlarının bir kısmı sahne yanındaki bölümde, bir kısmı da sahne altındaki boş alanda saklanır. (Bir itiraf; her geçişte etkilenip resmini çektiğim, sahne altını harikalar diyarına çeviren büyük dekor parçalarının da aksesuar olduğu anlaşıldı. Aksesuar deyince ele avuca gelen küçük ölçekli malzemeleri düşünürdüm.)

Repertuardan kalkan eserlerin aksesuarları da, tekrar sahneleneceği zaman getirilmek üzere, tüm dekor ve kostüm malzemelerinin tutulduğu Etimesgut’ taki depomuza gider. Aynı eserin başka illerdeki Opera’ larda sahnelenmesi durumunda, oralara gönderilir. Bazıları kurum içindeki odalarda koltuk, kanepe, masa olarak kullanılır. Bu tür eşyalar dışarıdan alınmaz. Örneğin bu masa Rigoletto operasından, koltuklarımız da kullanılmayan aksesuarlardandır. Tekrar sahneleneceği zaman hazır olmak için, bütün oyunların aksesuar listelerini dosyalıyoruz. Uzun yıllar sonra tekrar sahnelenecek olduğunda eseri hatırlamak için de her temsilin cd kaydını alırız.

N- Aklınıza gelen aksesuarları sayar mısınız?

Z- O kadar çok ki…konfeti balon, avize, aplik, çanak, çömlek, bardak…sabaha kadar saymamız lazım.

N- Olsun, siz sayın. Çünkü az önce söylediğiniz 3 buçuk m. yüksekliğindeki bir heykelin de aksesuar olduğu bilinmeyebilir.

Z- Takılar, çiçek, çeyiz bohçası, çalgı aletleri, silah, kelepçe, gözlük, sofra takımları…rol icabı yenecek tavuk -Don Giovanni’ de Sabri Karabudak yiyordu- meyva, içecek malzemelerini de her temsilde taze aldırırız. Şampanya kadehleri dışarıdan alınır, içine elma suyu konup sahneye verilir. Temsil bitince de yemekhanemizin bulaşık makinesinde yıkanır.

N- Zaten bizde bir cam atölyesi eksik…her şey burada yapılıyor. Temsilde yenen başka yiyecekler de oluyor mu?

Z- Evet, mesela Pamuk Prenses için levazıma yazdığım ihtiyaç listesinde; 20 tane pamuk şekeri, yarım kilo çekirdek, iki elma, iki muz var. Temsile gelen küçük seyircileri sevindirmek için elma şekeri, lolipop da aldırıyoruz.

N- Gerektiğinde konfeti yağdırmak için sahne üstüne mi çıkıyorsunuz?

Z- Onu aşağıdan idare ediyoruz. Üzerinde küçük gözenekleri olan bez torbalara koyup temsil öncesi iki boru üstüne yerleştiriyoruz, aşağıdan ipini çektiğimizde öndeki boru aşağı inerek konfetinin dökülmesi sağlanıyor. Ama her sahnede bu imkan olmuyor. İstanbul sahnesinde mesela, orada kedi yollarına çıkıp yukarıdan idare ediyoruz. Avizeleri de temsil öncesi sahneye indirdiğimiz borulara bağlayıp yukarı çekiyoruz. Sofit boruları sabit değildir, bağlı oldukları halatlarla indirilip, gerekli aksesuar bağlandıktan sonra tekrar yukarı kaldırılır. Avizenin ağırlığı 125 kiloysa, yukarıda kalması için, boru halatına eşit miktarda ağırlık konur. Klimenslerle ağırlıklar kilitlenir. Temsil bittiğinde tekrar boruları indirip, aksesuarları söküp alırız. Hem o kadar ağırlığı yukarda bırakmak tehlikeli olabilir, hem de aynı borulara farklı eserlerin aksesuarları bağlanacaktır.

N- Mekanik sistemi görmek için yukarıya çıktığımda Fındıkkıran’ ın ağacını görmüştüm. O hafif bir malzeme midir? devamlı orada asılı kalması tehlike yaratmıyor mu?

Z- Onun sökülmemesinin nedeni üzerinde pek çok elektrik bağlantısı ve hassas dengelerin olması. Bu bağlantıların yapılması 3-4 saati alır. Her temsil zaman harcamamak için yukarıda tutuluyor. Bir de çok ağır, 500-600 kiloluk bir şey boruya bağlandığında, onu tutan eşit miktardaki ağırlıkların boşaltılması çok zor olacağından, gerekli güvenlik önlemleri alınarak temsilin oynandığı sezon boyunca yukarıda kalır.

N- O zaman, bu boru yukarıda sabitlendiğinden, başka eserlerde bir boru eksik kullanılıyor.

Gördüğüm en renkli çekmece, Aksesuar Şefi Zeynel Ünver’ in Rigoletto’ dan gelen masasının çekmecesi. Kör Salih’ in gözlüğü, düelloda Lensky’ i öldüren tabanca, tesbih, pipo, bilezik, yüzük, kelepçe, kitap, ruj, fırça…hepsi orada.