Onegin balesinin Çaykovski eserlerinden derlenen müziğini şef Sunay Muratov yönetiyor.Kendisiyle balenin müziği üzerine 19 Şubat’ ta konuştuk.

 

N- Ankara Devlet Opera ve Balesi’ nde orkestra şefliği yapıyorsunuz. Nerelisiniz, buraya nasıl ve ne zaman geldiniz?

S- Bulgaristan’ da doğdum. Eğitimimi orada tamamladıktan sonra çeşitli şehirlerde orkestralar yönettim. Balelerde şeflik yaptım. Eşimle Varna Opera’ sında görev yaptığım sırada tanıştık. Kendisi koro sanatçısıdır, o da orada çalışıyordu. 1998 ya da 99 du sanırım, Varna Operası olarak, Otello’ yla Aspendos festivaline geldik. Ben o temsilde koroyu yönetiyordum. Buradaki genel müdür o zaman Hasan Hüseyin Akbulut’ tu. Provayı izlemeye gelmiş. Benim çalışmamı çok beğenmiş. Yanında rusça konuşan bir arkadaş vardı. Onun vasıtasıyla Ankara Operası’ na gelmemi teklif etti bana. Ben önce buraya iki üç aylığına gelmeyi düşünmüştüm. Ama sonuçta eşimle buraya taşındık, iki çocuğumuz burada doğdu.

 

N- Bulgaristan’ da nasıl bir müzik eğitimi aldınız?

S- Altı yaşında keman dersleri almaya başladım. 9 yaşına geldiğimde Pipkov Müzik Koleji’ ne girerek keman bölümünden mezun oldum. Askerliğimi yaptıktan sonra sınavla Sofya’ daki Devlet Müzik Akademisi’ nde müzik bölümüne girerek senfonik müzik ve opera şefliği okudum. Ayrıca koro şefliği bölümünü bitirdim. Dışarıdan bakıldığında hepsi aynı iş gibi görünebilir ama bunlar hep ayrı branşlar. Şeflik sırf değnek sallamak değil tabi.

Bizim bölümümüz teorik bölümdü. Bu bölümde 6 senelik bir eğitim veriliyordu. Her sene 20 civarında öğrenci girer, herkes 1 sene aynı dersleri aldıktan sonra yeteneğine göre branşlara ayrılarak kompozisyon, koro şefliği, orkestra şefliği veya müzikoloji bölümünden mezun olurdu. Her sene mezunların bir ya da ikisi orkestra şefi olurdu. Ben bilgimi geliştirmek için farklı bir bölüm olan kompozisyon derslerine de girerdim. Bilinçli bir eğitim vardı Akademi’de. Devlet çok destek oluyor, her türlü eğitim olanağını bize sunuyordu. Mesela okula bizim için, ücreti devlet tarafından ödenen profesyonel orkestralar gelirdi. Biz de bu orkestraları yöneterek şeflikte öğrendiklerimizin uygulamasını yapar, konser de verirdik. Bu, insanın kendi imkanlarıyla yapabileceği bir şey değil. Öyle olsaydı milyonlarca lira harcamamız gerekirdi.

N- Konumuz dışı ama, bir müzikolog ne yapar?

S- Bütün konserlere giderek eğitiminden aldığı bilgilerle dinlediği müziklerin yorumlarını, eleştirmenliğini yapar. Bu yorumları yapabilmek için de geleneksel formları bilen, bestecilerin tüm evrelerini, eserlerini tanıyan, dinlerken farklı yorumcuların tempolarını, tüm enstrümanlardan çıkan sesleri ayrı ayrı duyarak hangisinin öne çıktığını ayırt edebilen bir kişidir.

N- Yvgeni Onegin’ de Çaykovski’ nin hangi eserleri çalınacak?

S- Koreograf başlangıç için Serenad’ ı seçmiş. Bu yaylılar için dört bölümden oluşan bir eserdir. Diğer seçtiği müzikler; iki tane piyano eseri, orkestra varyasyonları, Francesca da Rimini, İtalyan Kapriçyosu ve Souvenir d’un lieu cher. Francesca da Rimini’ yi biliyorsunuz Çaykovski Dante’ nin bir eseri üzerine yazmış. İçinde koreografın vurgulamak istediği ifadelere uygun temalar var. Derinlikli bir eser. Tüm parçalarda da güçlü ifadeler var.

N- Çaykovski’ nin farklı eserleri çalınacağına göre, birinden diğerine geçerken bağlantı için yeni bir düzenleme gerekiyor mu müziklere?

S- Bazı koreograflar müzikler arasında geçiş için 8- 16 ölçü isteyebiliyor. Ama Ivanenko istemedi. Eserleri olduğu gibi çalacağız. Zaten çok güzel bir seçim yapmış. Hepsi Çaykovski’ nin dramatik müzikleri. Hikayeyi anlatmak için çok uygun parçalar.

Koreografın eseri için hazır müzikler yerine yeni bir beste yaptırmasının da ,    -henüz oynaylanmamış bir çalışmaya girecek bir besteci bulmak gibi- çeşitli zorlukları var. O yüzden hazır parçalarla çalışmanın koreografa kolaylık sağladığını düşünüyorum.

N- Zor ama bence asıl yapılması gereken de bu; koreografiye göre müzik bestelemek. O zaman tam anlamıyla özgün bir eser çıkıyor ortaya. Peki Yevgeny Onegin’ de çalınacak müziklerde orkestra açısından zorluk var mı?

S- Hepsi çalışarak üstesinden gelinebilecek, harika müzikler. Zor olan, bütün müziklerin art arda çalınması. Belli bir eseri baştan sona çalarken bu zorluk olmuyor. Çünkü genellikle, bir uvertürle başladıktan sonra, solistin girdiği bölüm, orkestranın eşlik ederek dinlendiği yer olur. Ama bu baledeki gibi farklı müzikleri peşpeşe çalarken, orkestra için dinlenme dengeleri olmayabiliyor. Burada seçilen eserlerin çoğu senfonik eser ve süre neredeyse iki konser uzunluğunda. Çünkü iki perdelik bir bale ve her bir perde 50-55 dakika sürüyor.

Francesca da Rimini’ nin, diğerlerine göre ayrı bir özelliği var, teknik olarak zor ve derinliği olan bir eser. İçinde solo enstrüman bölümü de yok. Bitirdiğiniz zaman bütün enerjiniz de bitiyor. Ama arkasından başka bir parçaya geçiliyor. Tek bir eseri çalmaya göre, kolaj müzik sisteminde böyle bir zorluk var.

N- O zaman, müzikler kondüsyon olarak mı zorlayacak orkestrayı ?

S- Evet. Müziklerin çoğu özellikle yaylılar için yüklü eserlerden seçilmiş. Francesca da Rimini’ nin diğerlerine göre ayrı bir özelliği var, teknik olarak zor ve yaylılar açısından çok yüklü ve derinlikli bir eser. İçinde yaylıların dinlenebileceği solo enstrüman bölümü de yok. Bitirdiğiniz zaman bütün enerjiniz de bitiyor. Ama arkasından başka bir parçaya geçiliyor. Tek bir eseri çalmaya göre, kolaj müzik sisteminde böyle bir zorluk var. Serenad’ın başı uvertür olarak çalınıyor, hızlı bölüm girdiğinde perde açılıyor. Çok güzel bir başlangıç. Ancak bu eser büyük orkestra için yazılmış. Aslında 25- 30 tane birinci ve ikinci keman olması lazımken bizim orkestra çukuru küçük olduğundan ancak 9 birinci, 8 ikinci keman koyabiliyoruz. İtalyan Kapriçyosu’ nda dört trompet, üç trombon, tuba ve kornolar var. Kapriçyo için nefeslileri arttırdığımızda, çukura sığabilmek için yaylıları azaltıyoruz. Bu da ses dengelerini kurmamızı güçleştiriyor. Böyle sorunlarımız olmakla birlikte, prömiere kadar gerektiği kadar prova yapıp temsilde iyi bir şekilde çalacağız tabi. Fakat ondan sonraki temsiller için prova alma şansımız olmaz. Çünkü orkestra her bale ve opera temsilinde çaldığından, çıkmış eserler için provaya vakti kalmıyor. Bolşoy Tiyatrosu’ nda, Metropolitan Operası orkestrasında 40 tane yaylı saz vardır. Orkestra çukurlarının genişliği buna elverişlidir. O yüzden Bolşoy (büyük) denmiş olsa gerek.

N- Çaykovski’ nin besteciliğiyle ilgili ne söylersiniz?

S-   Çaykovski çok önemli bir besteci. Bazı besteciler, orkestranın tonunu değiştirerek, imkanlarını genişletiyorlar. Kendi dönemlerinin müzik kalıplarını aşıp, o zamana kadar yapılmamış tarzda besteler yaparak, yeni bir dönem başlatıyorlar. Mesela Beethoven, Richard Straus, Gustav Mahler, böyle besteciler. Çaykovski de işte onlardan biri. Örneğin bu balede çalacağımız Francesca da Rimini ile müzikte gerçek bir devrim yapmıştır. Zaman geçtikten sonra onların deha oldukları anlaşılıyor ve başka besteciler de onların açtığı yoldan gitmeye başlıyorlar.

N- Yeni bir esere başlarken çalışmalarınıza nereden başlarsınız?

S-   Önce mümkün olduğu kadar eser hakında bilgi topluyorum. Ne zaman yapılmış, nerede ve neden yapılmış, neyi anlatıyor…Francesca da Rimini’ de Dante’ nin eserinin neresi alınmış? Sonra 1870 lerde bu eser yazıldığında dünya tarihinde neler oluyordu?…ve Çaykovski bunu bestelerken yaşamının hangi evresindeydi? Acemilik mi, ustalık döneminde mi yazmıştı? Örneğin bu eseri 3. senfonisinden sonra yazmış. Bundan sonrada da zirve eserleri olan 4. 5. ve 6. senfonilerini yazıyor. Demek ki en verimli döneminde ortaya çıkardığı bir eser. Bunları araştırdıktan sonra partisyon üzerinde çalışmaya başlıyorum. Teknik özelliklerini gözden geçirerek ne kadar ağır ya da kolay olduğuna bakarak, orkestra ile kaç prova yapmam gerektiğine karar veririm. Provadan önce partisyon üzerinde benim için çok önemli olan notlarımı alırım. Bu notlar benim gideceğim yolu gösteren trafik levhaları gibidir. Çalması kolay bir eser için bir prova yeterli olabilirken, zor eserler için dört prova yapmak gerekiyor. Bu esere sekiz tane prova koydum. İlk dört provayı, işleri yüklü olduğu için sırf yaylılara ayıracağım.

N-   Bu Çaykovski seçkilerini çalmanın ne kadar zor olduğu sekiz prova gerekmesinden anlaşılıyor…Ama ortalama zorlukta bir eser için dört prova nasıl yetiyor? Biz balede zor bir eser için neredeyse 100 tane prova yaparız… (Aradaki farka bakarak, koreografla bestecinin ve dansçıyla müzisyenin çalışma yöntemlerini anlatacak bir yazı da yazmayı düşünmeye başladım şimdi…) …müzisyenler partisyonlarına bakarak kendi partilerini öğrenmiş olarak geliyorlar sizinle ilk provaya. Dansçılar ise tüm hareketleri doğrudan doğruya koreograf ya da repetitörden öğreniyorlar.

S- Tabi. Sizin de elinizde bir partisyon olsaydı, kendiniz belli ölçüde hazırlanıp gelirdiniz provaya. Koro da bizden daha çok prova yapar. Onların da notalara bakarak önceden çalışma imkanı olsa da, enstrümanları vücut olduğu için daha çok provaya ihtiyaçları oluyor.

N- Bizim de bale adımlarının kaydedildiği partisyonlarımız var. Bunlara notasyon deniliyor ve konservatuarın koreoloji bölümünde okutuluyor. Ama her dansçı bu özel yazı sistemini okuyamaz.

Çalınacak eserlerin notalarını nereden temin ediyorsunuz?

S-   Bizim kurumumuzda yoksa CSO’ ya (Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası) , BSO’ ya (Bilkent Senfoni Orkestrası) soruyoruz. Onlarda da yoksa yurt dışından getirtiyoruz. Müdürlük notaları çoğaltıp sanatçılara veriyor.

N- Notalar dağıtıldı, siz ve müzisyenler kendi çalışmalarınızı yaptınız, sonra?

S-   Sonra orkestrayla birlikte esas çalışmamız başlıyor. ‘Okutma’ denilen deşifre çalışması yaparız. Arkadaşlara neresi yavaş olacak, neresi hızlı, nerede iki, nerede üç vuracağım, ne şiddette piano veya forte çalınacağı gibi notlar veririm. Her şef kendi yorumunu farklı düşünebilir. Mesela ben bir bölümde viyolayı ön plana çıkarmak isterim, başkası farklı bir şey isteyebilir. Bu, şefin yorumuyla ilgilidir ve şuna benzer; hepimiz çorba pişiriyoruz, aynı malzemeleri kullanıyoruz ama birimiz domatesi biraz daha fazla koyuyor, ben tuzunu biraz fazla, diğeri daha uzun pişiriyor…Bir de çalışma sırasında notalarda bir yanlışlık varsa ya da bir arkadaşımız yanlış gördüyse onları düzeltiyoruz. Çok hızlı bölümleri yavaşlatarak çıkarıp iyice oturttuktan sonra olması gereken tempoda ve nüanslar üzerinde çalışıyoruz. Bu arada balenin provalarına da gidiyorum. Koreografla birlikte izleyerek, onların hangi tempoda yaptıklarına bakıp konuşuruz. Mesela izlediğim bir bale provasında çalıştıkları bölümün temposunu biraz daha yavaş alsam bir sorun olup olmayacağını sordum koreografa, ifadelerin değişmediği sürece sorun olmayacağını söyledi. Baleyle ayrı ayrı hazırlandığımız bu süreçten sonra, sahnede birlikte provalarımız başlar. En son iki genel provamız temsil gibi hiç kesilmeden devam eder. Tüm bu çalışmalar tekrarlana tekrarlana eser temsildeki haline gelir.

N-   Temsil sırasında birlikte hareket etmek için dansçılarla nasıl kontakt kurarsınız?

S-   Eserdeki bazı müzikler bana ait, bazıları da baleye ait olur. Dansçıların müziği beklediği yerler de vardır, benim dansçıyı beklediğim yerler de. Mesela Hamlet’ de Gertrude rolündeki Mine’ nin (Mine İzgi) bir dansına başlarken hazırlık için bir hareketi vardı, ben o hareketi gördüğüm zaman müziği başlatıyordum. Başka bir yerde de dansçı, adımına benim elime bakarak başlayabiliyor. Veya diyelim balede ifadeye dayalı bir mizansen sahnesi var, bale isterse müziği biraz yavaşlatabiliyorum. Ama müziğin öyle yerleri vardır ki, temposundan ödün verilmez. Belli bir tempoda başlayıp bitirilmesi gerekir. Veya müziğin içindeki bir yerde biraz yavaşlatmak isterim ama dans varyasyonu saat gibi değişmez tempoda gitmesi gerektiği için, yavaşlatmam. Bir de aynı rolü oynayan iki dansçı, mesela Fahri ile Volkan’ ın (Fahrettin Güven ve Volkan Ersoy) değişerek oynadıkları bir rol vardı; birisi adımını manej (adımların geniş bir daire çizerek yapılması) yapardı, diğeri diyagonal (adımların arka köşeden ön köşeye giden çapraz bir çizgi üzerinde yapması) yapardı. Biri daha yavaş diğeri hızlı yapardı. Veya bir balerin 32 fouetté (kadın dansçının tek ayak üzerinde tekrarladığı dönüşü) dönerken, diğerinin 16 tane döneceğini görmek, müziğin akışını da tüm bu farklılıklara göre ayarlamak gerekiyor.

N-   Koreograf müziklerin hangi orkestranın hangi şefle yorumladığı kayıtla çalıştıysa, hareketleri o yorumdaki tempoda yapılabilecek şekilde kurmuştur. Sizin dinlediğiniz çeşitli yorumların ve kendi yorumlayacağınız şeklinin tempoları farklı olabilir. Bunu önlemek için, hangi yoruma uyulacağı bilgisi önceden size verildi mi?

S-   Hayır ama bu sorun olmaz. Ben onların temposuna elimden geldiğince uymaya çalışırım. Kendi yorumumu yapma şansım pek olmaz. Belki bazı yerlerinde farklılık için anlaşabiliriz koreografla. Zaten balenin provalarına bunu tespit etmek için gidiyorum. Fakat büyük farklılıklar olursa sorun olabilir. Çünkü ben arşeleri tempoya göre yazıyorum. Tempo çok yavaşladığında bir yerine iki tane arşe yazmam gerekir. Bu da ekstra prova demektir. Veya nefesli sazlarda tek bir nefeste çalınan ölçüler içinde dansta beş tane adım var diyelim, tempoyu yavaşlatmamız istenirse, müzisyenin nefesi tükeneceğinden sorun çıkar. Bunu önlemek için, tempoları önceden bilmek çok yararlı olacaktır. Bale şefliği, konser şefliğinden farklı olarak, ortak yapılan bir iştir.

 

Röportajı yazarken Muratov’ un türkçesini türkçeye çevirebilmek için epey uğraştım. Onun daha detaylı biyografisine dobgm resmi web sayfasından ulaşabilirsiniz.