TEMSİLE GİDEN SON ADIMLAR

Artık sıra son üç adımda; birinci ve ikinci genel provalar ve temsile gelen seyircilerin adımları.

Atölyelerdeki arasız çalışmalarla tamamlanan dekorlar asansörle sahneye gönderilmek üzere boyahaneden çıktıkça yenilerine başlandı. Kostümler, ayakkabılar ortaya çıktıkça dansçılar denedi. Koreografi çıktıkça yeni detaylara bakıldı, provalara aksesuarlar getirildi, bale stüdyodan sahneye taşındı, yerleşmeler, mesafeler belirlendi. Orkestra ve balenin ortak provalarında zamanlamalar belirlendi. Dekorlar yerlerine konuldu. Orkestralı, dekorlu derken sahne provalarına kostümler eklendi. Yaşanan aksaklıklar, her birimden onlarca insanın koşuşturmasıyla giderildi. En son yapılan ışık provasıyla her şey canlandı. Tıpkı bulutlu havayla güneşli hava arasındaki fark gibi renkler çıktı ortaya. Artık dansçılar hareketlerini vücutlarına sindirmiş, azalan tedirginlik ve artan heyecanı tadıyorlar. Sıra son üç adımda; birinci ve ikinci genel provalar ve temsile gelen seyircilerin adımları.

Bu aşamaları fotoğraftan başka ne anlatabilir ki…Koreografla son konuşmamız ve maratonun resimleri var burada. Burada Dans Var.

 1 Mart 2016

Ankara’ da güneşli geçen bu kış günlerinde, temsile dört gün kala, Yaroslav’ ı da kendim gibi kahvesini dışarda içerken, yanımda bulmuşken ses kayıt cihazımı açtım.

N- Temsile dört gün kala duygu ve düşünceleriniz ne durumda?

Y- Her şeyden çok, dansçılar açısından artık daha rahatım. Koreografi çıktı, ikinci kastlarla da çalışıyorum. Provalardan sonucu görebiliyorum artık. Şimdi dikkatim daha çok orkestradan gelecek müzik, kostümler ve bugün yapacağımız ışık provası üzerine yoğunlaşıyor. Onlar da tamamlandığında her şey bitmiş olacak.

 N- Dansçıların hepsi sizinle çalışmaktan çok memnun. Yeni bir eser çıkarken genellikle stresli bir ortam olur. Fakat sizinle çalışırken hiç stres hissetmediklerini söylüyorlar.

Y- Bunu duymak çok hoş. (Gülüyor) Ama belli olmaz, henüz iki provamız daha var onlarla… Ben stresimi onlara yansıtmamaya, kendi içimde tutmaya çalışıyorum. Onlara yansıtmamın bir faydası olmaz ama içimde tuttuğum zaman, bana yardımcı oluyor, güç veriyor. Onların mutlu olmasında bence güneşin de payı var. Almanya’ nın kuzeyinde yaşıyorum ve kışın hiç güneş görmeyiz orada. Gökyüzü hep kapalı ve karanlıktır. Güneş insanın içini açıyor, bir çeşit mutluluk veriyor. Dansçılar gayet iyi çalışıyorlar. Onlardan istediklerimin sorumluluğunu alıyorlar. Koreografla dansçı arasında olması gereken bir diyalog bu. Eseri birlikte inşa ediyoruz.

 N- Bizim kampaniyle çalışmaya başlamadan önce daha modern bir stil var mıydı kafanızda? Yoksa düşündüğünüz gibi mi çıkardınız hareketleri?

Y- Almanya’ da çalıştığım kampani de klasik bir kampani. Burada sadece farklı dansçılarla çalışıyorum ve farklı dansçı, farklı ifade veriyor. Onların enerjisiyle oluşan atmosferden çıkıyor koreografi. Tabi ki ben aklımı, düşüncelerimi, insiyatifimi koyuyorum ortaya, onların da algılarıyla, oyunculuklarıyla buna karşılık vermesiyle, yapılan iş ilginçleşiyor. Dediğim gibi, birlikte inşa ediyoruz. Şunu da açıklıkla söyleyebilirim; benim için önemli olan hareketlerin klasik, modern, ya da neoklasik olmasından çok, ifade, fikrin anlatılmasıdır. Hangi unsurlarla anlatıldığı, benim için ikinci plandadır. Önce ifade, sonra stil. Özellikle Yevgeny Onegin gibi, birçok olayın geçtiği bir hikayeyi anlatırken ifade çok önem kazanıyor. Baleyi kitabı okumadan izleyenlerin de hikayeyi anlamasını arzu ederim. Ankara Balesi’ yle bunun gayet iyi ortaya çıkacağına inanıyorum.

 N- Esere son dokunuş olan ışık provasını ne zaman yapıyorsunuz?

Y- Birazdan gireceğiz ışık provasına. Geçen hafta ışık uzmanıyla görüşüp genel olarak ne istediğimi anlatmıştım. Sanırım bir ön hazırlık yapmışlardır. Dediğiniz gibi, dekorlar ve her şey ışıkla anlam kazanıyor. Bu yüzden ışık provasına sahne üzerindeki her şey hazır olduktan sonra başlanılıyor. Bu eserde 60- 70 civarında, belki daha çok ışık kullanacağımı düşünüyorum. Bu gün hepsi bitmeyebilir. Sanırım bir prova daha yaparız ışıkçılarla.

 Son günler çok önemli. Bundan sonra, ortaya çıkan şey nasıl daha iyi olabilir, ona bakacağım. Koreografi çıktıktan sonra, diğer unsurlara daha rahat bakılabiliyor. Işık hariç, danslar, orkestra, dekor, kostüm, hepsi çıktı. Pazılın parçaları artık birleşiyor, resmi görebiliyoruz, son parçaları da dikkatle koymak gerekiyor. Tabi bu sadece koreografın işi değil. Dansla birlikte müzik, dekor, kostüm, ışığa da bakıyoruz. Artık eser benden çıkıp dansçılara geçiyor. Provaların hiç biri diğerinin aynı olmadığı gibi, her temsil de dansçılara göre bir birinden farklı olacak.

Doğru. Çünkü dansçı bir insan. Hiç bir gün aynı kişi değil. Her temsilde milyon tane hücresi değişmiş, yeni şeyler öğrenmiş, kah güçlü, kah zayıf, hasta, üzgün, mükemmel, yorgun, güvenli, tedirgin, mutlu… ama hep aşık. İşine aşık.

 Nihayet temsil günü geldi çattı! Bu ne tatlı heyecandır… Koreograf, dansçılar, balenin çalıştırıcıları olan repetitörler, kostüm, dekor ve ışık  tasarımcıları, aylardır özel yaşamlarını, ihtiyaçlarını bir kenara bırakıp, yeni bir sanat eseri üretmek için kendilerini tükettikleri, az sonra seyirciyle buluşacakları bu anda, inanılmaz bir enerjiyle dolular. Opera’nın girişine temsilin afişi konulmuş, Repetitör Sanem Ergüler selam provasını bitirdikten sonra sahne son kez paspas düetiyle temizleniyor, müzisyenler son kez detaylara bakıyor, derken seyirciler  rutin yaşamlarından iki saatliğine sanata bir parantez açmış, üçer beşer yerlerini alıp sohbetler ve program incelemesiyle perdenin açılmasını bekliyor.

 Sanatçıların toplu selamı da eserin önemli bir parçası. Selam sırası ve akışındaki bir aksaklık, onca emeğe, profesyonelliğe eksi puan getirir. Sanem Ergüler bu işi de hallederek artık tüm sorumluluğu dansçılara devredecek.

 Selam da çalışıldı, sırada temsilden önceki son dakikalar. Özge Başaran’ın ifadesinden onu artık kimsenin tutamayacağı anlaşılıyor. Gardrobcu terzilerimizden, hiç bir zaman boş vaktini yakalayıp röportaj yapamadığım Yıldız Yücel’in işini ne kadar severek yaptığına bakın…

 Önceki 19 yazıda anlatmaya çalıştığım bale ve tüm birimlerin hazırlık çalışmaları bunun içindi; PERDE !

 (Yukarıdaki temsil fotoğrafları, bale ve fotoğraf sanatçısı Tarkan Serengül’e aittir.)

Sanatçıların selamı, seyircinin alkışları, ardından  yakınlarını tebrik etmek için sahneye doluşması ve kucaklaşmalarla, sizlere yaklaştırmaya çalıştığım bale sanatının temsil hikayesi burada bitiyor.

 Ama temsil sonrası tebrik ve kucaklaşmaların ardından herkes giderken, dekorcuların her şeyi söküp sahneyi boşaltmalarını da göstermeden bu konu bitmezdi…

 Bu yazım, bir bale eserinin yalnızca koreografın kafasında bir fikirken, gerçeğe dönüşmesinde geçilen aşamaları, Yevgeny Onegin çerçevesinde anlatmaya çalıştığım yazı dizisinin 20.si ve sonu. Prömier 5 mart 2016 da yapıldı. Ocak ayında röportajlara başlarken, bu son yazıyı 5 Mart’ ta yayınlayacağımı umuyordum. Ama ne mümkün!..onca prova, atölye, sahne altı-üstü derken, 3 ay rötarla anca toparlayabildim 🙂 Bundan sonra da dans sanatıyla ilgili yazmaya devam edeceğim. Dansın farklı konularında buluşmak üzere.