Sahnede yalnız sanatçılar mı rollerinin kıyafetini giyerler?… Sanatçıları kostüm kreatörü giydirdiği gibi, sahneyi de dekoratör giydirir. Onun eli değene kadar sahne de dansçılar gibi çalışma kıyafetinde, yani en yalın halindedir. Temsil vakti geldiğinde, dekorlar yerlerine kurularak balenin büyüsünü bize yaşatacak mekanı yaratırlar.

18 Ocak taki bu söyleşide dekoratör Özgür Usta dan Yevgeny Onegin için neler tasarladığını, hayallerini, masasının üzerindeki minik makete bakarak konuşmuştuk. Bu yazı dizisinde Opera nın sahne altı atölyelerinde dekorların fikirden beze, tahtaya, demire geçişini, seyirciyle buluşma heyecanı içinde asansörlerle sahneye tırmanışını, bir sonraki dekor konusunda bulacaksınız. 

N-    Eserin bütünlüğü içinde çok önemli bir unsur olan dekorların yaratıcısısınız.. YevgenY Onegin’ in dekor tasarımına nereden başladınız?

Ö- Bundan 3 ay önce Türkiye’ ye davetli geldiğinde koreografla bir ön görüşmemiz oldu. Bize eserin dekoruyla ilgili kafasındakileri anlattı. Daha sonra çalışmalara başlamak için ikinci gelişine kadar, ben eserin farklı korografilerini, film ve operasını izleyerek fikir aldım ve kendi notlarımı hazırladım. Bunları kendisiyle konuştuğumda , daha önce yapılmış J. Cranco’nun Y. Onegin’ ine benzemesini istemediğini, farklı , özgün bir tasarım beklediğini söyledi. Çünkü kendisi de özgün bir koreografi yapıyor. Ben de bundan cesaretle aklımdaki oldukça fantastik projelerden bahsettiğimde ise riske girmek istemedi. Bunda haklı tabi, bir koreograf tanımadığı, daha önce beraber çalışmadığı bir dekoratörü tamamen özgür bırakamaz.
Çalıştığım başka eserlerin dekoruna bakınca da anlaşılır, biçimleri biraz deforme etmek benim hoşuma gidiyor. Örneğin ilk çalışmam olan Kanlı Nigar’ da bütün dekorlar, evler deformedir. Ama seyirci öyle algılamıyor. Şuan çalışmakta olduğum maket de bakınca tamamen klasikmiş gibi görünüyor ama yine içinde sürpriz deformasyonlar var. Kendi branşım olan resmi dekorun içine taşıyorum. Koreograf bunu gördüğünde aradığı özellikleri görecek. Ben kendi özgürlüğümü , bu dekorun içine taşıdığım resimlerde kullanacağım. Yani görünüşte klasik bir dekor olacak ama kendi fantezilerimi resimlerde kullanarak , koreografı rahatsız etmeyecek şekilde, klasikliği kıracağım.

N- Bu üzerinde çalıştığınız minik maketler hangi sahnenin dev panoları olacak?

 

 
Ö-  Bu yaptığım; balo sahnesinin panoları. Elimdeki parça da panoların üzerindeki 6 metrelik korkuluklar. Bu panoyu çevirdiğiniz zaman arkasını kır sahnesi için hazırlayacağım. Buraya pleksiglastan ağaçları yerleştirip, sahneyi karartıp, alttan gizli ışık verince adeta camdan ağaçlar görüneceğini tasarlıyorum. Tabi ne etki vereceğini henüz bilmiyorum, atölyelerde bunu uygulayacak olan ilim sahibi arkadaşlarla görüşeceğim, deneyeceğiz.  (Özgür beyle sonradan tekrar görüştüğümüzde, pleksiglas fikrinden şimdilik vaz geçmiş olduğunu, belki ilerde Aspendos temsilinde kullanacağını söyledi.) Daha önce yapılmış şeylere yenilik getirmek her zaman daha çok çalıştırır. 
IMG_2924

Maketler boyanmış

 

N-   Dekora ilk bu balo sahnesinden mi başladınız?

Ö-   Evet. Daha önce kır sahnesinden başlamayı düşünmüştüm . On sekizinci yüzyılın ahşap rus evleri vardı kafamda, o coğrafyaya özgü, gürcü evlerine  çok benzeyen. Her tarafı çiçeklerle süslenmiş . Anadolu da hala kalan bazı ermeni , gürcü evlerinde de görürüz bu süslemeleri. Onları araştırırken çok değişik mimari örnekleriyle de karşılaştım. Sonuçta araştırma safhasında o kadar çok bilgi topluyorsunuz ki, sanki o dönemi yeniden inşa etmeğe hazır bir mimar gibi düşünmeğe başlıyorsunuz. Örneğin yeni tanıştığım bir duvar biçimi üstünde düşündüğümde, o duvarın, özelliklerini taşıyarak, bir başka şekilde de inşa edilebileceğini görebiliyorum. Yani o dönemin klasik mimarisi, benim kafamda kendi içinde değişimlere uğruyor. Ondan sonra bu fikri kendi resmime, kendi yorumumla taşıyabilecek duruma geliyorum.  
 
N-  Bir araştırmaya girdiğiniz zaman, aradığınızdan başka yararlı şeyler de bulabiliyorsunuz değil mi?
Ö-  Evet. Bazen o sırada bulduğum farklı bir bilgi,  ileride yapacağım başka bir eserde kullanacağım bir fikir olabiliyor…ya da ileride yapacağım bir resme taşıyabileceğim bir fikir. Bu eseri çalışırken neredeyse 8- 10 tane daha eseri çıkartabilecek kadar materyal toplamış oldum.  Bu araştırmalar insanı içine alan ve kendinizi unuttuğunuz bir şey. Kostüm kreatörü olan eşim Tülay la  farkettik ki, ben bir sandalyenin peşinde, o bir ceketin,  kendi araştırmalarımıza dalınca günlerce birbirimizle konuşmadan çalıştığımız oluyor.
                        OPERA’DAKİ BİLİNMEYEN FABRİKA
IMG_7014
11 ŞUBAT ATÖLYELERDE

N- İlk röportajımızda masa başında sizinle konuştuğumuzda (18 Ocak) sadece panoların küçük bir maketi ve gerçekleştirmeyi düşündüğünüz fikirleriniz vardı. Aradan 25 gün geçti. Dekor çalışmaları şimdi hangi aşamada?

Ö- Artık atölyelerle çalışıyoruz. Birazdan birlikte gider, dekor uygulamalarını görürüz.

N-  Çalışmalarınız hangi atölyelerde sürüyor?

Ö-  Sahnenin alt katında ‘sahne altı’ dediğimiz, bezleme, boyahane, marangozlar, demirhane, butafor ve plastik atölyeleri var. Bunlar dekoratöre bağlı birimler ve her biri, dekorun kendi üzerine düşen bölümünü yaparlar. Buralardaki işler tamamlandığında sahne üstü çalışanlarına devredilir.

N-  Hepsine gidelim. Önce hangisinden başlıyoruz?

Ö-  İsterseniz önce bezleme atölyesine gidelim.

(Bezleme atölyesine giriyoruz. İçerde yığınla duran beyaz bezler, plastik ve sünger tabakalar dev bir çalışma masası ve işin ehli bezleme ustaları var. Fakat kapıya yaklaştığımdan itibaren ben başka şeyler görüyorum…yıllar öncesine gidiyorum. 1975 de Konservatuar’ dan mezun olarak katıldığım Devlet Balesi’ nde günlük çalışmalarımızı, en son Operet Sahnesi olarak kullanılmış olup şimdi Kültür Bakanlığı’ na ayrılan eski Türk Ocağı denilen o güzelim tarihi binada yapardık. Sütunların arasındaki kırmızı kadife perdelerin süslediği, ahşap, pirinç, mermer malzemelerle insanı sıcak bir zerafetle saran bu estetik binanın salonunda ders yapmak müthiş bir ayrıcalıktı. Sahne provaları ve temsiller tabi yine Opera binasındaydı. Birkaç sene sonra, çalışma mekanımızın Opera binasına taşınması uygun görülerek Türk Ocağı’ ndan ayrıldık ve çalışma salonumuz, Opera’ ya ek olarak yapılmakta olan yeni Bale Bölümü inşaat halinde olduğundan,  geçici bir süre için şimdi içinde bulunduğumuz ve bezleme atölyesi olarak kullanılan bu yer olmuştu…evet, içeri girdiğimde söylenenleri duymadan, bez yığınlarını görmeden, zaman içinde bir yolculuk yapıp, bir süre barlarla ve aynalarla kaplı duvarları seyredip, bale derslerimize harika müzikleriyle ve beyaz pos bıyıklı , gülen güzel yüzüyle piyanoda eşlik eden rahmetli Vedat Çorbacıoğlu’ nu dinledikten sonra gerçeğe dönüyorum.)

 

Ö-  Burada hem dekorun ham hali olan bezleme işleri, hem de binadaki ofislerin döşeme işleri, perde, koltuk vs. kaplamaları yapılır. Bu resim, üzerinde çalışmakta oldukları antrakt.

N-  Antrakt nedir?

Ö-  Antrakt oyunun içinde sahne ve dekor değişimleri yapılırken kullanılır. Dekorların değiştirilmesini seyircinin görmemesi için sahne önüne indirilen bir perdedir.

Size işi en iyi anlatacak olan buradaki ustalardır. Ben boyahaneye gideyim, işiniz bitince sizi oraya bekliyorum.

Bezleme Ustası-  Antrakttan başka kulislerin,  frizlerin ve fon perdesinin  kumaşını da bizler hazırlarız. Onegin’ in fon perdesi bitti, onu buradan çıkardık.

Bu gördükleriniz dekora monte edilecek parçalar.  Bu parçaları önce bize verilen şablona göre keseriz, sonra altına sünger tabakaları yapıştırır, üzerini desenlerin izinden dikerek resmin ortaya çıkmasını sağlarız.

N-   Bu sandalyeler hangi sahnede çıkacak?

U-   Onu Özgür bey bilir.

Bu sandalyelerin birinci perde, ikinci sahnedeki Yevgeni nin arkadaşlarıyla tiyatroya gittiğinde oturacağı sandalyeler olduğunu, ustalardan değil, Özgür beyi yakaladığımda öğrendim. Çünkü; o sandalyelere oturacak dansçıların bunların bezleme ustasının elinden çıktığını bilmediği gibi, ustalar da emeklerinin hangi sahnede görüneceğini bilmiyor…normal birşey.

Bezlemede ne yapıldığını görüp, size de göstermek için bol bol resim çektikten sonra boyahaneye gidiyoruz. Burası uçak hangarı gibi bir yer. Oradaki ressamlarla tanışıyoruz; isimleri Talat, Aykut, Sinan –kendisine sessiz ve kimsesiz bir garip Sinan diyor- ve Zeliha.  Zeliha’ yla Opera’ daki yoga derslerinden tanışıyoruz. Yoga ve dans ilişkisi başka bir yazımın konusu olacak. Burada yapılan işleri bize Zeliha anlatıyor.

Z- Bu gördüğünüz ; bize dekoratörün verdiği resim. Huş ağaçları. Kasaba sahnesinin fon perdesi oluyor. Biz bunu gördüğünüz gibi yerde, büyük ölçekli olarak uyguluyoruz. Fon perdesi bitti, gönderdik. Yerde gördükleriniz sol ve sağ kulislere konacak huş ağaçları. Bunu bitirince aynı sahnenin frizlerine başlayacağız. Hepsini aynı zamanda yapamıyoruz çünkü yere sığmıyor. Birini kaldırmadan diğerine başlayamıyoruz.

N- Doğru. Burasının büyüklüğü sahne kadar var ama birkaç sahne büyüklüğünde olacak ki, bütün paçalar sığsın.

Z-  Şu karşıdaki paravan Yevgeny’ nin yatak odası için yapılıyor. Daha bitmedi tabi. Boyayacağımız başka panolar da gelecek. Panolar şu anda yandaki marangozhanede yapılıyor. Maketini görmek isterseniz bakalım.

N- Bu maketlerin boyanmamış halini Özgür beyin masasında görmüştüm. Marangozhanede de ilk ortaya çıkmış halini göreceğiz o zaman.

Z- Evet. Şuradakiler de o panolara monte edilecek rölyefler. Bu parçalar kapının üstüne gelecek.

Ö-  Burada duranlar açılış sahnesinde görülecek Yevgeny’ nin yatağı ve yatak başı. Bezlemede gördüğünüz beyaz, kıvrımlı motifler, bu yatağın ve panoların tamamlayıcısı olacaklar.

N- Yevgeni de iyi yatakta yatıyormuş yani…

N-  Şu içerdeki odada çalışan kişi kimdir?

Z-  O Selami.

N-  Selami bey kolay gelsin. Burada ne yapılıyor?

S-  Sağolun. Burada boyaları, fıçaları, malzemeleri hazırlarız. Fırçalar dışarıdan hazır gelir. İnşaatlarda, mobilya ve dekorasyonda kullanılan fırçalara burada gerekli ilaveler yapılır. Mesela elimdeki bu fırça, kısa saplıydı, ben ona uzun sap takarak bu hale getirdim. Sağdan iki  tanesi yurt dışından gelen fırçalar, diğerleri yerli yapımdır.

Ö- Boyahaneden çıkıp diğer atölyelerin içinden geçiyoruz . Burası marangozhane, heykeltraş ve demirhane bölümü. O oda da butafor atölyesidir.

N-  Önce butafora gidelim. Orayı hep merak etmişimdir.

BUTAFOR ATÖLYESİ.   11 ŞUBAT

Ö-  Burası oyunun süslemelerinin, aksesuarlarının, küçük boyutlu parçaların yapıldığı yerdir. Örneğin bıçaklar, tüfekler, tefler, avize ve bastonlar butafor ustalarının elinden çıkar. Biz istediğimiz malzemeleri çizip onlara veririz ama onların da bizi bu malzemenin nasıl duracağı, nasıl taşınacağı, varsa yapılabilecek eklemeler konusunda, yılların verdiği tecrübeyle yönlendirmeleri önemlidir.

N- Napoliten dansında, Çingene Baron’ da, Budala’ da elimizde tutarak dansettiğimiz tefler burada yapılıyormuş demek.

Ö-  Yevgeny’ nin avizesi de burada yapılıyor. Bu avizeyi balo sahnesinde göreceksiniz. Bir avize, bu gördüğünüz gibi, dört parçadan oluşacak ve toplam dört avizemiz olacak o sahnede. Şöyle bir hafta sonra gelirseniz buraya, avize iyice şekillenmiş olur.

N- İsmet usta, kaç yıldır buradasınız?

İ-  Ben geleli 32 yıl oluyor. 10 yıl kadar sahne makinistliği yaptım.O zaman daha siz dans ediyordunuz. Daha sonra bu birime geçtim.

N-  Ben de sizi bilirim de, tanışmamıştık. Butafor birimindeki çalışmanız nasıl oluyor?

İ-   Dekoratör bize çizimle gelir, o parçanın hangi malzemeden yapılacağına bazen biz karar veririz, bazen de kendisi belirler…Tüm bu atölyeler kendi malzemeleriyle çalışır; marangozlar tahta ile, demirciler demirle. Ama bizde tüm malzemeler mevcuttur. Çünkü yaptığımız eşyaların yontması, kaplaması, boyaması, çakması herşeyi bize aittir. Marangozhanede kumaş olmaz örneğin, bizde kumaş, incik-boncuk, cam, demir, deri, sac, sünger, ne ararsan vardır. Ve burada çalışan kişilerin de her işten anlıyor olması gerekir.

Avizenin bu uçlarına daha tabaklar ve içlerine mumlar gelecek, parıltılı taşlar konacak. (İsmet’in resmi) Bu odada gördükleriniz bir şey değil. İşi bitenler yukarıdaki aksesuar depomuza gider. Oradan da ihtiyaç olduğunda başka illerdeki Opera’ lara gönderilir. Bu kamalar Saraydan Kız Kaçırma operasının. Daha önce yaptıklarımız Kanlı Nigar oyununa verildiği için bunları yeniden yaptık… Bu bastonu Yevgeny Onegin’ e yapıyoruz. Düello sahnesi için 2 tane tabanca ve kutularını yaptık, verdik yukarıya. Şu an buranın en sakin hali. Çalıştığımız zaman gelseydiniz burasını toz duman içinde bulacaktınız.

Butaforcuların demlediği çayı yudumlarken de sohbete devam ettiğimizde öğrendim; Bu ustalar Operaya girerken, daha önce Siteler de, duvar dekorasyonu, vitray işçiliği gibi işlerde deneyim kazanmış veya tiyatronun atölyelerinde çalışmış olanların arasından seçiliyormuş.

Burada gördüğümüz demir çerçeveler Onegin’ deki bina iskeletleriymiş. Üzerleri ahşapla kaplandıktan sonra boyahaneye gidecek.

Bir de plastik atölyesi var. Heykel atölyesi de deniyor. İki boyutlu işler boyahanede yapıldığı gibi, üç boyutlu, hacimli, mask, sütun başı, heykel, rölyef gibi görseller de burada yapılıyor. Ama artık sizleri sıkmayalım. Yevgeny’ nin dekor aşamaları derken, atölyeler konusuna fazla daldık.