1981 Ankara doğumlu sanatçı, 1998’de Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi Resim Bölümünden mezun olduktan sonra Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümünü kazanmış, eğitimine devam ederken Ankara Resim Heykel Müzesindeki restorasyon çalışmalarına katılmıştır. Eğitimi boyunca çeşitli sergi yarışmalarda bulunmuştur. 2004 yılında fakülteden mezun olmuştur. Sahne Ressamı olarak görevine devam ederken 2013 yılından itibaren kostüm tasarımları deneyimleriyle de çeşitli oyunlarda görev yapmış ve halen ressamlığın yanı sıra kurumun uygun gördüğü, bale, modern dans, opera ve çocuk oyunlarında Kostüm Kreatörü olarak çalışmaktadır. asarımları ve yaptığı oyunlardan bazı eserler; Harem, Cinderella, Fındıkkıran, Dostlar Beni Hatırlasın, Nasreddin Hoca, Çocuk Dünyası, Kalp Kızı, Güneşin Sesi-Mozart. Katıldığı Resim Sergileri; Ankara TED Koleji Resim sergisi 2000 Antalya Mimarlar Odası Resim Sergisi 2001 Ankara Resim Heykel Müzesinde DOB Ressam ve Heykeltraşları Resim Sergisi 2006 Ankara Çağdaş Sanatlar Resim Sergisi 2007 Ankara Devlet Opera ve Balesi Resim Sergisi 2009 Müze Çalışmaları; İstanbul Dolmabahçe Sarayı tarihi kostüm çalışmaları 2012 Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi Tarihi Kostüm Çalışmaları 2012 [/fusion_person]

N-  Bu eserin kostüm kreatörüsünüz. Kendi araştırmalarınız ve çizim çalışmalarınızı tamamladıktan sonra, temsilde gördüğümüz kostümlerin ortaya çıkıp, dansçıların giyeceği hale gelmesini Opera’nın hangi birimleriyle iş birliği yaparak gerçekleştiriyorsunuz ?

T-  Kostüm tasarımı yaparken, çizim aşamasından sonra ilk işimiz kumaş seçmektir. Önce Opera’ nın kumaş deposunda, eserde kullanabileceğimiz kumaşların olup olmadığına bakarız. Orada bulamazsak kurumca dışarıdan satın alma yapılır. Hemen ardından çizimler bay ve bayan kostüm atölyelerindeki terzilere, kundura, şapka-çiçek ve butafor atölyelerine ( buraları da yakında birlikte gezip tanıyacağız. N.S.)  dağıtılarak kostümün ilk adımına başlanmış olur.

N-  Bu işi yapabilmek için nasıl bir eğitim alınıyor?

T-  Ben lisede moda tasarım bölümünü bitirdim. Bu alan hep ilgimi çekmişti. Sonra Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, resim bölümünden mezun oldum.  Bizim bölümümüzde o dönem rus hocalarımız vardı, bizi klasik dönem üzerine çok çalıştırdılar. Bunun çok faydasını görüyorum şimdi.  Örneğin Saint Petersburg Güzel Sanatlar Akademisi’ ni birincilikle bitirmiş bir sanatçı olan ve cumhurbaşkanının da resmini yapmış olan Serhat Rızaev, desen hocamızdı, yağlı boya dersimize de girerdi. Kendisi oradan mezun olmanın çok zor olduğunu, hatta yeterli görmedikleri öğrencileri mezun etmediklerinden, iki üç sene okulun hiç mezun vermediği olduğunu söylemişti. ´Bizim ülkemizde sanatçı olmak zordur ama olunca da şapka çıkartırlar. Sizin ülkenizde de doktorlara şapka çıkartıyorlar ´ demişti. Opera’ ya girdiğimde ´artık sanatın kalbindeyim ´  diyerek çok mutlu olmuştum.  Ülkemizde güzel sanatlardan mezun olup, sanat alanında iş bulmak bir hayli zor.

N-  Eserin dekoratörü Özgür Usta sizin eşiniz. Hem işte hem evde birlikte çalışıp üretmek nasıl bir şey?

T-  Kesinlikle çok güzel bir şey.  Biz Özgür ‘ le Opera’ ya 12 yıl önce ressam olarak girdiğimizden beri zaten birlikte çalışıyoruz ve evdekinden daha çok burada vaktimiz geçiyor. Burası da benim bir yuvam oldu. Akşam eve gittiğimizde de çocuğumuzdan arta kalan vakitte yine iş çalışmalarımız devam ediyor.

N-  Bir eserin kostüm tasarımlarına, atölyeler safhasından önceki kendi çizim çalışmanıza  nereden başlarsınız ?

T-  Yevgeny Onegin gibi dönemsel bir eserin kostümlerine, öncelikle o dönemin  kıyafetlerini araştırarak başlıyorum. Koreograf ön görüşmemizde daha önce yapılan Onegin balelerindeki kostümleri beğenmediğini söylemişti. Onları da izleyip, neyi istemediğini anlamamızı ve onlara benzemeyen, farklı şeyler üretmemizi istemişti . Gerçekten daha önce yapılmış olan bir Onegin balesini  izlediğimde bana da pek yakın gelmedi kostümler.  Koreografın istediği tarz belli, neoklasik istiyor ve bazı sahnelerde -örneğin kır sahnesinde- beni serbest bırakıyor. Ben renk çok severim, o sahnede dönemin modasına uygun ama pastel değil de sahneyi biraz daha canlandıracak renkleri kullanıyorum.

N-  1860 larda geçen dönemin rus modası, batıdaki modayla benziyor mu?

T-   Evet, modeller aynı fakat Amerika’ da, Avrupa’da ekose kumaşlar, süslemeler, desenler kullanılırken, Rusya’ da olabildiğince sade modeller ve soğuk renkler kullanılmış. 1800 lerde moda 10 yılda bir değişiyor.  Başlangıçta etekler kabarıyor, iniyor, tekrar kabarırken kollar sadeleşiyor, ortalarında ise kolları kabarık, etekleri inmiş görüyoruz.

N-  Yine çalışma yönteminize dönecek olursak ?

T-   Sonra 1991 yapımı Yevgeny Onegin filmini de izledim. Çok hoş bir filim. İnternet tabi ki çok büyük bir araştırma alanı. Sanat konularında, özellikle Pinterest , bir çok alanda, çok çeşitli fikirleri bulabildiğiniz bir platform sağlıyor. Sadece kıyafetlerde kullanılan kumaş için,  kadifesinden danteline kadar yüzlerce örnek görüyorsunuz.  Oradan, çalıştığım dönemin, örneğin farklı boydaki ceket örneklerini görerek, dansa uygun olanlarını seçebiliyorum. Aynısını hiç bir zaman yapmıyorum. Çünkü çalışmalarımız esas olarak koreografın isteklerine göre şekilleniyor. Sonra kostümün,  dansçıların hareketlerini engellemeyecek şekilde olması, bazı sahnelerde ise bir iki dakika içinde çıkartılıp değiştirilebilme kolaylığı taşıması gerekiyor. Örneğin Tatiana, gecelikle dansettiği bir sahneden hemen sonra doğum günü sahnesine çıkıyor ve arada kostüm değiştirmek için çok kısa bir süresi var. Bu nedenle doğum günü kıyafetini geceliğinin üzerine giyebilecek gibi tasarladım.  Yani kostüm çalışmasındaki ilk aşamada internet, esere özgü yeni tasarımlarım için fikir almak konusunda çok işime yarıyor. Sonrası eserin gerektirdiğine ve benim yaratıcılığıma kalıyor.

N-  Daha önce birçok klasik ve modern eserin  kostümlerini yapmıştınız. Şu an neoklasik bir balenin kostümlerini hazırlıyorsun. Kostüm açısından bu stiller arasında ne gibi farklılıklar vardır ?

T-   Yıllardır yapılmakta olan klasik bale kostümlerinde model ve kumaş kuralları tamamen belirlenmiştir. Bunları kendi beğenimize göre seçemeyiz. Süslemeler ve şatafat önemlidir. Örneğin Kuğu Gölü balesinin tütülerinin modeli, rengi, kumaşı, uzunluğu  bellidir. Her yerde aynı kurallara göre yapılır.  Neoklasikte tasarımlar yaratıcılığa daha açık oluyor. Neoklasik sözünün açılımı olan  ¨  klasiklere yeni formlar verme ¨ tanımı, bize bu tarzı anlatır. Onegin’ de mesela, aksesuarlarda, yaka ve kol modellerinde, kumaş, desen, renk seçiminde  özgürüz.  Birçok seçenekten kendi tercihimizi uygulayabiliyoruz. Modernde ise tamamen kendi tasarımlarımız olan  kıyafetler yapıyoruz. Örneğin modern Fındıkkıran’ da koreograf benden ¨ cup cake ¨ gibi görünen, hatta kokusunu bile hissettirecek kostümler istemişti. Her modern eser, koreografın isteği doğrultusunda kendi özgün kostümlerini yaratır. Belli kuralları yoktur, tamamen yaratıcılığımıza bakar.

N-  Dünyada neoklasik dansın babası sayılan George Balanchin´in eserlerinden,  günümüze kadar yapılmakta olan bu tarz kostümlere baktığımızda, tek katlı tek renkli uçucu, hafif elbiseler, şort, bodytight , tünik gibi dansçı bedenini ve sadeliği ön plana çıkaran modeller de görüyoruz. Ama Y. Onegin’ in çizimleri daha klasik ağırlıklı duruyor.

T-  Evet. Çünkü burada dönemsel bir anlatım var. Koreograf 19. Yüzyıl modellerini kullanmak istiyor fakat birçok unsurda beni serbest bırakıyor. Bu, neoklasik tarzın bize verdiği özgürlük ve ben bu özgürlüğü seviyorum.