Sevda-Cenap And Müzik Vakfı

2019 YILI VAKIF ONUR ÖDÜLÜ ALTIN MADALYASI

Güher & Süher Pekinel’in

 

Sevda-Cenap And Müzik Vakfı'nın ülkemiz çoksesli müziğine büyük emeği geçmiş bir besteci, yorumcu  ve/veya  eğitimciye  katkılarından  dolayı  Vakfın ve müzikseverlerin  şükranlarını sunmak üzere her yıl takdim ettiği  "Vakıf Onur Ödülü Altın Madalyası” nın 32.ci  ve 33.cü sahipleri belirlendi.

 

 

Sevda- Cenap And Müzik Vakfı Yönetim Kurulu

 

“Dünyada iki piyano yorumculuğuna katkıları, 

farklı tarzda topluluklarla işbirliklerini de kapsayan uluslararası başarılı kariyerleri, 

evrensel müzik repertuvarına katılmış  yeni eser seslendirmedeki  öncülükleri,

 yetenekli genç Türk müzisyenlerinin yurtiçi ve yurtdışında eğitim ve kariyer çalışmalarını desteklemeleri ve çoksesli müzik eğitiminin Türkiye’de yaygınlaşması için oluşturdukları 

projelerle verdikleri hizmetler nedeniyle”

 

Piyanist Güher ve Süher Pekinel’e

 

verilmesini  oybirliği ile kararlaştırılmıştır.  27 Haziran 2019; Ankara

 

 

Madalya Töreni

Sanatçılarımıza ödülleri 6 Aralık 2019  Cuma akşamı,  saat 20.00’de  Mehmet Başman’ın  projesi ile Devlet, Sevda-Cenap And Müzik Vakfı ve Sanatseverlerden oluşan  üç  ayaklı  katkı ile yenilenen  Milli Eğitim Bakanlığı Şura Salonu’nda gerçekleştirilecek törenle tevdii edilecek.


"Vakıf Onur Ödülü Altın Madalyası Sahipleri

 İlk kez 1989 yılında Cevat  Memduh  Altar'a verilen bu ödüle ilerleyen yıllarda Ahmet  Adnan  Saygun, Ulvi Cemal Erkin,  Necil Kazım Akses,  İlhan Usmanbaş,  Leyla Gencer,  Cemal Reşit Rey,  İdil Biret  ve Suna Kan,  Nevid Kodallı,  Hasan  Ferid  Alnar,  Ferhunde Erkin,  Ferid  Tüzün,  Prof. Dr. Kamuran Gündemir,  Hikmet Şimşek,  Faik Canselen,  Ayhan Baran,  Prof.Dr. İhsan Doğramacı,  Ayla Erduran, Gülsin Onay,  Cumhurbaşkanlığı  Senfoni  Orkestrası,  İlhan Baran,  Muammer Sun,  Gürer Aykal,  H.Ü. Ankara Devlet Konservatuvarı,  Ertuğrul Oğuz Fırat,  Ruşen Güneş,  Yalçın Tura,  Turgay Erdener, Mehmet A. Başman  ve  Ayşegül Sarıca layık görüldü.

 

 

GÜHER & SÜHER PEKİNEL, piyano  

Olağanüstü şiirsel müzik anlayışları, özgün stilleri içinde mükemmeliyet ve yorumlarıyla, uluslararası müzik camiasında özel bir yerleri olan Güher ve Süher Pekinel, bir imza olarak çaldıkları orkestralar, şefler,  prestij konser salonları, “abonnement” konser serileri ve seçkin festivallerle bugün dünyada, kariyer yapabilen az sayıda tanınmış ve saygın müzisyenlerin ayrıcalığını paylaşmaktadırlar. Berlin, Vienna, New York, Israel Philharmonic, London Philharmonia, London Philharmonic, Royal Philharmonic, English Chamber Orchestra, Royal Concertgebouw Orchestra, Orchestra dell’ Accademia Nazionale di Santa Cecilia, Philadelphia Orchestra, Leipzig Gewandhaus Orchestra, Orchestre Philharmonique de Radio France, Orchestre Nationel de Toulouse, Züricher Kammerorchester, Colorado Symphony,New York Mozart Festival Orchestra, Münchener Philharmoniker, Deutsche Kammerphilharmonie, Orchester del Maggio Musicale di Fiorentino, New Japan Philharmonic, China National Symphony, Beijing Symphony Orchestra gibi dünyanın en prestijli orkestralarının yanı sıra , Herbert von Karajan, Zubin Mehta, Riccardo Chailly, Sir Colin Davies, Sir Neville Marriner, Paavo Järvi, Marek Janowski, Michel Plasson, Leonard Slatkin, Muhai Tang, Klaus von Dohnanyi ve Gerard Schwarz gibi dünyanın en saygın şefleri ile verdikleri konserler, ayrıca Avrupa, Uzak Doğu ve A.B.D.’nin, Berlin Philharmonic, Konzerthaus Wien , Carnegie Hall   New York,  Avery Fisher Hall New York, Concertgebouw  Amsterdam, Gewandhaus Leipzig, Kölner Philharmonie, Hamburg Konzerthaus , Herkulessaal  Münih, Gasteig Münih, Teatro alla Scala  Milano , The New Florence Opera House, Teatro San Carlo  Napoli, Maison de la Radio  Paris,Opera de Paris, Théâtre du Châtelet  Paris, The Lowy Concert Hall Tel-Aviv, NHK Symphony Concert Hall Tokyo, Beijing Concert Hall, The National Center For the Performing Arts   Beijing gibi başlıca konser salonlarında çaldıkları kapsamlı övgü dolu resital turneleriyle de tanınmaktadırlar.

Yakın geçmişte Zürih Tonhalle’de ve Basel AMG Konzertsaal’da London Philharmonic Orchestra ile birlikte sahne aldıkları konserleri ve 2017 Basel’da başlayan konser turnelerinin ardından, Pekineller kapsamlı bir Asya turnesine çıkarak, Çin Milli Senfoni Orkestrası, Shanghai ve Beijing  Filarmoni Orkestrası, Tokyo Yeni Japonya Filarmoni Orkestrası, Busan Filarmoni Orkestrası ile sahne aldılar. Yakın geçmişte resital turneleri arasında Kasım 2017’de Luzern Piyano Festivali’nde de sahne aldılar.

2018 yılında Gerard Schwarz Yönetimindeki İngiliz Oda Orkestrası ile 46. IKSV Kapsamında İstanbul Lütfi Kırdar’da ve 32. IKSEV Festivali bünyesinde Antik Efes Açık Hava Tiyatrosu’nda konserler verdiler.

Eğitimlerine Conservatoire de Paris ve Frankfurt Musikhochschule’da başlamış olan Güher ve Süher Pekinel, 20.yüzyılın en önemli piyanistlerinden Rudolf Serkin’in şahsî daveti üzerine kendisiyle A.B.D. Philadelphia Curtis Müzik Enstitüsü’nde müzik eğitimlerini sürdürdüler. Ayrıca Claudio Arrau ve Leon Fleisher gibi efsanevî piyanistlerle çalışarak yüksek lisans eğitimlerini Juilliard School ve Frankfurt Musikhochschule’de en yüksek akademik başarıyla tamamladılar. Pekinel’lerin uluslararası kariyerleri, Herbert von Karajan’ın kendilerini 1984 yılında Salzburg Festivali’ne davet etmesiyle ivme kazandı. Akabinde günümüzün en önemli bestecilerinden Krzysztof Penderecki, Leonard Bernstein ve Jacques Loussier iki piyanist için çeşitli eserler adapte ettiler.

Kariyerlerinin doruk noktaları arasında, Viyana Filarmoni Orkestrası’yla sahne aldıkları ve 28 ülkede canlı yayınlanan Eurovision konseri, İsrail Filarmoni ile Maestro Zubin Mehta yönetiminde çıktıkları kapsamlı turlar, Jacques Loussier Trio ile “Take Bach” Avrupa turu ve Schwetzingen Festivel’inde SWR ve BBC işbirliğiyle televizyonda canlı yayınlanan performansları sayılabilir. Bunun dışında Güher & Süher Pekinel Munich Filarmoni, Bavyera Radyo Senfoni Orkestrası, London Mozart Players ve Sir Colin Davis yönetiminde İngiliz Oda Orkestrası ile ve Sir Neville Marriner ile Philharmonia Orkestrası ile sahne almışlardır.

Geniş diskografileri, dünyaca tanınmış plak şirketleri Deutsche Grammophon, CBS, Chandos, Teldec, Warner Classics, Arthaus Musik ve Unitel tarafından kaydedilen, iki piyano için yazılmış tüm başlıca eserleri kapsamaktadır. Yeni yayınlanan son çalışmaları Pekineller’in performanslarının özel bir seçkisi olarak 7 CD, 2 BluRay, 4 DVD ve 108 sayfalık bir kitaptan oluşan “Treasures”, iki piyano ve orkestra için on konçerto ile birlikte Pekineller’in Floransa’da Zubin Mehta yönetimindeki Maggio Musicale ile beraber verdikleri Bartók konserinin canlı kaydının yanı sıra, Berlin Filarmoni’den perküsyonist Raphael Haeger ve Simon Rössler ile yapılan en yeni canlı kaydını ve ayrıca Jacques Loussier Trio ile kaydettikleri DVD ve CD’yi de içermektedir.

Kariyerleri boyunca pek çok sayıda ödüle layık görülen Güher ve Süher Pekinel, 1970 yılında Almanya Millî Piyano Yarışması “Jugend Musiziert”’te birincilik ödülünü solist olarak paylaştılar. 1978 yılında ise Alman Müzik Yarışması’nda piyano için birincilik ödülünü kazandılar. A.B.D. ve Avrupa’da prestijli birçok yarışmada birincilikler alan Pekineller, Unesco Dünya Müzik Yarışması’nda Almanya’yı temsil ederek birincilik ödülünü kazandılar. Güher ve Süher Pekinel, Boğaziçi Üniversitesi tarafından Fahri Doktora unvanına layık görülmüş, ayrıca kendilerine 2013’de IKSV’nin “Yaşam Boyu Başarı Ödülü” verilmiştir.

Mutlu ve dengeli, ayaklarının üzerine sağlam basan, her yönden kendi ile barışık ve global vizyona sahip bir nesil yetişmesini, insanlık için daha insancıl bir dünya hayaliyle hayata geçiren Pekineller, bu eğitim vizyonunu daha kendi öğrencilik yıllarında teorik ve reel olarak filizlendirdi.

Projelerini, 22 yaşında dünyaya pencere açmış sanatçılar olarak, Fransa, Almanya, Amerika, İsviçre ‘de profesyonel müzik kariyerlerini sürdürürken değişik kültürleri içselleştirerek yaşamaları, Ferdi Statzer, Mithat Fenmen, Yvonne Loriod, Rudolf Serkin, Claudio Arrau, Leon Fleischer, Adele Marcus  gibi çok değerli hocalarının yanı sıra felsefe ve psikoloji alanında gördükleri üniversite eğitimlerinin de etkisiyle,  sağlam temellere oturtarak sürdürmüşlerdir.

Türkiye’de de vizyonlarını  “Müzikal anlamda aldığımızı geri vermek” mottosu ile de hayata geçirmişlerdir.

Kuruluşlarını yapılandırırken her zaman öncelikle kendileri finansör olarak başlayıp , başarı ve sürdürülebirliklerini kanıtlayan kuruluşlar sonrasında ses getirerek değerli sponsorları etkilemeyi başarmışlardır.

Her kuruluş, organik bir yapı çerçevesinde birbirini tamamlamaktadır. Okul öncesi yaş grubundan başlayarak, gençleri, profesyonel kariyerlerine yönlendirirken duygusal ve matematiksel zekayı, aynı anda analitik ve metodik olarak müzik eğitimi sayesinde destekliyor.

3 ayrı alanda ama birbirinden ayrı düşünülemeyecek bu kuruşular sırasıyla,

DSGM: Dünya Sahnelerinde Genç Müzisyenler:  Olağanüstü , sıra dışı yeteneklerin, doğru hocalar, enstrüman ve kurumlar ile buluşmasını sağlarken eğitimlerine maddi destek vererek, aileler ve gençler ile birebir iletişim halinde, dünyada profesyonel solo kariyerlerine en doğru adımla başlamalarını sağlamak.  Bu bağlamda bugüne dek 16 uluslararası birincilik kazanılmıştır.

Anadolu’da Orff Müzik Eğitimi: Eğitimin ana hedefi , okul öncesi eğitim ile başlayarak; fırsat eşitliği, vizyon geliştirme, bireysel anlamda problem çözme yetisini kazandırabilme ve sosyal zeka ve kabiliyetlerin de yetişmesini sağlamanın yanı sıra, Avrupa’da akademik çalışmalar ile örgün eğitime katkısı dünyaca kabul görmüş bu eğitim yöntemini Anadolu’nun  devlet okullarında çocuklara ulaştırabilmek. Lokal çok sesliliğe yer vererek aynı zamanda, sıra dışı yeteneklerin önceden keşfedilerek, doğru yönlendirilmesini sağlamak. Anadolu’da Müzik öğretmenlerinin, bu eğitim yöntemini sürdürebilir şekilde devam ettirmesi adına Mozarteum Universitesi’nde eğitim ve konaklamalarının gerekli ise dil kurslarının sponsorlar ile finanse edilmesi.

Tevitöl:  Türkiye’nin her yerinden 3 etapta seçilerek, IQ’ları  130’un üzerinde üstün zekalı gençlerin öğrenim gördüğü bu kurumda, bu hassas zekaları Güher & Süher Pekinel Müzik Bölümü çerçevesinde, müzik disiplini ve nosyonları ile akademik kariyer ve üniversite hayatlarını ileride de destekleyecek , kendilerine geleceğin CEO’ları olarak hayatta sosyal anlamda da önemli kapılar açacak ve topluma kültürel açıdan sorumluluk projeleri ile katalizör olacak şekilde yetiştirmek.